Translate

11 Haziran 2026 Perşembe

DELİ İBRAM DİVANI

 Deli İbram Divanı, Ahmet Büke’nin 204 sayfalık, derinlikli anlatımıyla dikkat çeken ve 2022 yılında Vedat Türkali Roman Ödülü’ne layık görülmüş bir romanıdır. Eserde “delilik” kavramı, alışılmış anlamının ötesine geçerek; sorgulayan, itiraz eden ve dayatılan düzene karşı duran bireyin simgesi hâline gelir. Romanın karakterleri son derece katmanlı biçimde işlenmiş; onların duygularına nüfuz etmek ve empati kurmak okur için kaçınılmaz bir deneyime dönüşmüştür.

 Köstence’de anlatılan Saruhan Hatun efsanesi, romanın simgesel arka planını oluşturur. Rivayete göre halk açlıkla mücadele ederken Saruhan Hatun’un gözyaşları bir balığa dönüşür. Balık, “Beni al, çocukları doyur,” der. Ancak Saruhan Hatun onu kurban etmeyi reddeder ve denize salarak “Git, kıyamete kadar yaşa,” diye seslenir. Bu balığın peygamber balığı, yani dülger balığı olduğuna inanılır ve o günden sonra Köstence’de balık kutsal bir değer kazanır.


 Romanın merkezinde Osman’ın hikâyesi yer alır. Yavru bir yunus avladığını gören ailesi, onun bu suça bulaşmaması için Osman’ı Yusuf Dayı’nın yanına gönderir. O sıralarda Köstence’de Eczacı Süleyman adlı bir diktatör, devlet desteğiyle yunusların etinden ve yağından faydalanmayı amaçlayan bir fabrika kurar. Bu girişim, yavru yunuslar dâhil olmak üzere büyük bir katliama yol açar. Osman’ın ailesi bu düzene karşı çıkarak kendi balıkçılıklarını sürdürmek isteyince, Süleyman onları buz vermemekle tehdit eder ve sonunda Osman’ın ailesi öldürülür.

 Osman, Yusuf Reis ve Leyla ile yaşamını sürdürürken terzilik yaparak geçimini sağlar. Askerlik sırasında komutanı, eşine bir palto dikmesini ister; ancak asıl niyeti Osman’a hem karısını hem de karısının sevgilisini öldürtmektir. Osman bu emri yerine getirmez; aksine kadına kaçmasını ve yaşamayı seçmesini öğütler. Paltoyu alarak geri döner ve Yusuf Reis ile Leyla’ya veda edip köyüne gider. Yıkılmış evini, bağını ve bahçesini yeniden kurmaya çalışır.

 Bu süreçte Deli İbram, Osman’ın yuvasına dönebilmesi için elinden geleni yapar; dalyanı onarır, ona bir yelkenli tekne yapar. Ancak Osman’ın varlığını tehdit olarak gören Eczacı Süleyman, evini kurşunlatır. Bu saldırı sırasında Deli İbram vurulur. Ölmemesine rağmen Osman, onu ölmüş gibi gösterir ve cenazesine kimsenin katılmasına izin vermeden tek başına gömeceğini söyler.

Ertesi gün Osman, Süleyman’la iş birliği yapan jandarmaya herkesin gözü önünde saldırır ve nezarete alınır. Ağır işkencelere maruz kalır. Bu sırada Deli İbram, Osman’ın yıllar önce gömdüğü süngüyü çıkararak yalnızca yunusların ve Osman’ın ailesinin değil, zulüm gören herkesin intikamını alır. Ada halkı onun öldüğüne inandığı, Osman da gözaltında olduğu için suçsuzluğu kanıtlanır ve serbest bırakılır. Sonunda Köstence diktatörlükten, Deli İbram ise esaretten kurtularak dağlara çıkar. Osman ise Leyla’sına kavuşmak umuduyla İzmir’e doğru yelken açar.

 Roman boyunca tekrar edilen “Birinci vazifen yaşamak; eğer azsan, zayıfsan tutunacağın ilk dal hayat olacak” düşüncesi, eserin omurgasını oluşturan güçlü bir direniş manifestosuna dönüşür. Zulme, baskıya ve güce karşı en büyük karşı koyuşun yaşamak olduğu fikri, anlatının her katmanına ustalıkla işlenmiştir. Sonuçta dünya kimseye kalmaz; ne Süleyman’a ne de başka birine. Ahmet Büke, bu gerçeği romanın bütününe dengeli ve etkileyici bir biçimde yayarak okura unutulmaz bir okuma deneyimi sunar..


ALINTILAR:

-Dedim, ne utanıyorsun kan döktüm diye. Şu dünyadaki insanların ya elleri kandadır ya da başkasının cinayetine susmuştur.

-İnsanla kavga etmekten bıktım artık. Kuşla, balıkla yaşamak istiyorum.

-Ölmeyi marifet sandılar. Hayır evlat, hayır! Birinci vazifen yaşamak! Eğer azsan, zayıfsan tutunacağın ilk dal hayat olacak.

-Malı var mülkü var, her şeyi var şu hayatta. Allah mı olmak istiyor artık? Diyor ki, ben ne istersem yaparım, kimse ses etmeyecek, kimse karşı durmayacak. Gelen olursa açlıkla terbiye ederim. Gelen olursa nefes almasına müsaade etmem. Bu nedir yahu! Korka korka ölmeye mi geldik şu dünyaya!

-İnsan bu dünyaya tek kerelik geliyor. Ölmek, öldürmek nereye kadar?

-"Herkesten, her şeyden uzaktır ada havası. Hem yaralarını unutursun hem de yaraların seni unutur."
-Dirilirler dirilirler gelirler
Huzur-ı mahşerde divan dururlar(Karacaoğlan)

DELİ İBRAM DİVANI

  Deli İbram Divanı , Ahmet Büke ’nin 204 sayfalık, derinlikli anlatımıyla dikkat çeken ve 2022 yılında Vedat Türkali Roman Ödülü ’ne layık ...